5 Mart 2012 Pazartesi

İKİ PARÇA CAN

Rüya bütün çektiğimiz...
Rüya kahrın rüya zindan...
Nasıl da yılları buldu,
Bir mısra boyu macera...
Bilmezler nasıl aradık birbirimizi...
Bilmezler nasıl sevdik...
İki yitik hasret...
İki parça can...
                           Fikret Kızılok

2 Mart 2012 Cuma

Her satırını düşünerek,sindirerek okuyun,yudum yudum...

ÇİLE
Aylarca gezindim,yıkık ve şaşkın,
Benliğim bir kazan ve aklım kepçe,
Deliler köyünden bir menzil aşkın,
Her fikir içimde bir çift kelepçe.

Nasıl küçülüyor eşya uzakta?
Gözsüz görüyorum rüyada nasıl?
Zamanın raksı ne,bir yuvarlakta?
Sonum varmış,onu öğrensem asıl?

Bir fikir ki sıcak yarada kezzap,
Bir fikir ki,beyin zarında sülük.
Selam,selam sana haşmetli azap;
Yandıkça gelişen tılsımlı kütük.

Yalvardım:Gösterin bilmeceme yol!
Ey yedinci kat gök,esrarını aç!
Annemin duası,düş de perde ol!
Bir asa kes bana,ihtiyar ağaç!

Uyku kaatillerin bile çeşmesi;
Yorgan,Allahsıza kadar sığınak.
Teselli pınarı,sabır memesi;
Size şerbet,bana kum dolu çanak.

Bu mu,rüyalarda içtiğim cinnet,
Sırrını ararken patlayan gülle?
Yeşil asmalarda depreniş,şehvet;
Karınca sarayı,kupkuru kelle...

Akrep,nokta nokta ruhumu sokmuş,
Mevsimden mevsime girdim böylece.
Gördüm ki,ateşte,cımbızda yokmuş,
Fikir çilesinden büyük işkence...

NECİP FAZIL KISAKÜREK  

24 Şubat 2012 Cuma


The Road Not Taken

Two roads diverged in a yellow wood,
And sorry I could not travel both
And be one traveler, long I stood
And looked down one as far as I could
To where it bent in the undergrowth;
Then took the other, as just as fair,
And having perhaps the better claim,
Because it was grassy and wanted wear;
Though as for that the passing there
Had worn them really about the same,
And both that morning equally lay
In leaves no step had trodden black.
Oh, I kept the first for another day!
Yet knowing how way leads on to way,
I doubted if I should ever come back.
I shall be telling this with a sigh
Somewhere ages and ages hence:
Two roads diverged in a wood, and I-
I took the one less traveled by,
And that has made all the difference.

                              
                        Robert Frost
                famouspoetryandpoems.com

SEN YAĞMURLARI


Sen göz çiğdemlerinin umarsız
Bir yağmur sonrası bitişi gibi topraktan,
Öyle sessiz,öyle kendiliğinden
Girdiğinden beri dünyama
Soluk alışlarım hızlandı bir gülün dudağında...
Yıldızsız geceleri sevmeyişim öncedendi ama
Bütün yıldızları gülüşün sanırım,
Hep o yağmurlardan sonra...

23 Şubat 2012 Perşembe

hayat hep şiir tadında aksa keşke,kimseyi incitmeden,duyarlı bir şekilde...

kadınlar sonbahar


kadınlar sonbahar yapraklarını dökmeye başlar
titrek dudaklarında sarışın bir keder
nabız kaybolur kan susar dolaşım yavaşlar
sisli bir nebülöz gökte yazılmamış şiirler

dargın sevgililer yalnızlıklarına uzaklaşıyor

anlaşılmaz çocukluğun ortaokullarında ders zilleri
kilitli defterlerde kurutulmuş menekşeler
tehlikeli yolculukların kanat çırpan mendilleri
sazdan saza azalan hicranlı köçekçeler

dünkü delikanlıları yaşlılığa taşıyor

eylül şehirleri yağmurlu gürültülerle alır yerlerini
deniz kahvelerinde son kadehlerde bulutlar birikir
ılık bir aydınlıkla yıkayıp yorgun ellerini
görgülü ihtiyarlar bir bir ortadan çekilir

yaşlandıkça insan dünya başkalaşıyor


ATİLLA İLHAN